Niyet ama nasıl? Kalpten mi ego ile mi?

Niyet ama nasıl? Kalpten mi ego ile mi?

Niyetin gücü… Niyet bir şeye kesin karar verdiğimizi deklare etmektir. Ancak bazı kurallara da uymak gerekir. Niyet egoyla değil kalple verilir. İllaki değil, zorlayarak değil, kolaylıkla olmasını dileyerek…

Niyet dediğimizde, çoğumuzun aklına beyaz bir tavşanın ağzıyla sizin için daha önce yazılmış bir kağıt demeti içinden bir kağıdı seçmesi gelir. Parayı verince, kutudaki tavşanın kapısının açılıp sahibinin elinden kağıda doğru uzandığını görürüz. Tam tavşanın pembe burnunu, kulaklarını ve top kuyruğunu da fark ettiğimiz anda, minik ağzıyla tavşan üzerinde bir cümle yazılı olan kağıdı çeker ve sahibinin eline bırakır.

Bazen sahibi tavşana dokunmamıza izin verir ki aslında tavşana dokunmak, onu yakından görmek, çekilen niyetten daha önemli olur. Sanki para vermemizdeki esas amaç tavşanı bir süreliğine kapalı kaldığı o küçücük tel kafesten kurtarmaktır. O nedenledir ki, tavşanın hareketlerini pür dikkat izler, hiçbir ayrıntıyı kaçırmamaya çalışırız. Çoğu zaman elimizde yazılı olan niyette ne yazdığının önemi kalmaz. O anda önemli olan, tavşan bizim sayemizde minik bir an da olsa özgürlüğü tatmıştır.

Tıpkı buradaki gibi niyet bir şeye kesin karar verdiğimizi deklare etmektir. Niyet ederken bazı kurallara da uymak gerekir. Doğru şekilde verilmiş niyet çok güzel sonuçlar verir. Her konu içinde ayrı niyet örnekleri vardır. Ortaya karışık bir cümlede, 10 tane niyet olmaz. Sevgi, refah, huzur, evlilik, sağlık, neşe, bolluk, başarı niyet ediyorum denmez.

Bir heykeltıraşın bir heykele başlamadan önce niyeti çok açık ve nettir. Keskiyi, çekici eline almazdan çok önce niyetini ortaya koymuştur. Niyetine uygun bir mermer kütlesi ararken, elinde bir takım notlar ve çizimleri vardır. Niyetine uygun bir mermer arar, aradığı herhangi bir mermer kütlesi değildir. Niyetine uygun bir kütledir aradığı. Niyetiyle bir anlaşma yaparcasına çizim ve eskizlerine başlar, ne yapacağını, saatlerce çizer ki, niyeti açık ve belirgin olsun. Sonrasında işi kolaydır. Bilir ne yapacağını, nereye darbe indireceğini. Zamanla çıkar ortaya eseri. Elindeki çizimlere sadık kalır, yapmaya çalıştığı bir insan figürüyse, “Olmadı! Bunu gorile çevireyim.” demez, aklının ucundan bile geçmez, çünkü niyeti bellidir sanatçının.  Uzun bir süreçten sonra insan figürü çıkar ortaya, tam da planladığı gibi, niyeti doğrultusunda.

Egoyla değil, kalpten

Niyet egoyla değil kalple verilir. İllaki değil, zorlayarak değil, kolaylıkla olmasını dileyerek. Siz hiç gördünüz mü bir ev hanımı “Elinde şiş ve yün var, ne yapacaksın onlarla?” dediğinizde “ben de bilmiyorum çıkacak bir şeyler” diyeni. “Kazak örmek niyetindeyim…vb.” der değil mi? Ben bıraktım akışa ne çıkarsa bahtıma diye bir şey diyeni duydunuz mu?

Bu kadar basit eylemlerde dahi, niyet ediyorken, hayatımızda niyet koymadan yola çıktığımız ne çok an vardır, değil mi?

Gün içesinde aklımıza yaklaşık 90000 düşünce gelir. Zihnimiz fikir ve düşüncelerle doludur. Bunlardan birini ya da bir kaçını seçip yapmaya karar verdiğimizde niyetimizi de belirlemiş oluruz. İşte o an zihin netleşir. Düşünceler berraklaşır. Karar vermek aydınlatır içimizi. Sonsuz olasılık ve seçim arasından birini seçmiş olduğu için kişi rahatlar. Geleceğine ilişkin bir zihinsel tasarımda bulunmuştur çünkü. Bu sayede gideceği yolu belirler.

Niyet nasıl edilir peki?

Önce yaşamımızda çözemediğimiz bir sorun belirlenir. Sorunun dışına bir adım atıp çıkıp bakmakta, yarar vardır. Bu sorun neden benim hayatımda var? Bana ne anlatmak istiyor? Çözemediğim, göremediğim, ya da görmekten kaçındığım ne? Burada bu sorunu çözmeme engel olan ne? Diye sorular sormaya başladığımızda farklı bir pencereden bakmaya başlıyoruz.

Sorununuz ne? İşsizlik, parasızlık, borçlar, ilişkiler, sağlık, kendini değersiz hissetme… O halde önce o sorunu alıp kabul etmek gerekir. Sorunu bulup kabul ettiğinize göre artık niyetinizi ortaya koyun, sanki başkasıyla konuşur gibi konuşun kendinizle… Sonra başlayın çalışmaya, niyetinizin gücü buradan geliyor işte… Hakkınız olanı alacağınızdan hareketle, eyleme geçmek, bu konuda fırsatları ve olasılıkları görmek yapacağımız üçüncü hamle. Gözümüz hep açık olacak seçimde bulunacağımız olasılıkları değerlendirmek için.

Niyet Türk kültüründe çok yer alır. Bizler her işimize niyetle başlarız. Bir balıkçı “Vira bismillah” diyerek ağını atar denize, bol balık tutmaya niyet ederek. Bir anne kızını okula gönderirken zihin açıklığı diler, ebeveynler askere giden oğullarını ‘sağ salim gelsin.’ diye selametle uğurlarlar. Sabah esnaf dükkânını dualarla açar, gelen müşteri “Hayrlı işler” diler. Yeni nişanlanan çifte “Allah tamamına erdirsin “deriz. Her gün aile bireylerine “Afiyet olsun” diyerek yemeğe başlarız.

Tüm bu niyetlerimizde bir sonuca ulaşma ve tamamlanma esastır. Birçok kültürde yoktur bu. İngilizce de bu cümlelerin hiçbirini göremezsiniz. ‘Wish’ kelimesi hem keşke hem de bir niyet tutulurken kullanılır mesela.

Niyet özeldir, biriciktir. Herkesin kendine özgü farklı bir niyeti vardır. Bireylerin hayattan beklentisi ve dilekleri farklıdır. Aynı sorunu yaşayan iki kişinin, o olaya bakışlarına göre birbirinden tamamen farklı iki niyeti olabilir.

Örneğin, İş yerinde müdürü ile sıkıntı yaşayanlardan biri, yeni bir iş; diğeri müdürünün başka bir departmana gitmesini, başkası onunla iyi geçinmeyi dileyebilir. Hangi niyet olur peki? Üçüncünün olma ihtimali en fazladır.

Başkasını dahil ettiğiniz niyetlerin olması, özgür iradeye terstir. Başka bir işe geçmesi çözüm değildir, yeni gelen müdür de farklı surette aynı sorunu yaşayacağı başka birisi olacaktır. Üçüncü niyetin içinde ise, çaba, eylem ve algı vardır. Bu durumda niyet algı ve bakış açısını içerir. Algı niyeti, niyet yaşantıyı belirler.

(Funda Umut Pakkal- İNDİGO)

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.